DUYURULAR:    

TRAKYA KENT KONSEYLERİ BİRLİĞİ 2019 YILI BİRİNCİ TOPLANTISI ÇORLU / 16 ŞUBAT 2019

TRAKYA KENT KONSEYLERİ BİRLİĞİ 2019 YILI BİRİNCİ TOPLANTISI ÇORLU / 16 ŞUBAT 2019
20 Mart 2019 tarihinde eklendi, 149 kez okundu.

Trakya Kent Konseyleri Birliği Başkanının Açılış Konuşması

Değerli Dostlar

Geleceğe her zamanki gibi geleceğe ve kentlerimize umutla bakanlar olarak bir kez daha bir aradayız. Geleceğe umutla bakıyoruz diyorum; çünkü umudu bizler yaratıyoruz. Umudu mücadelemizle yaratıyoruz. Biliyoruz ki mücadele edenlerin umudu hiç bitmez. Bu nedenle geleceğe umutla bakan siz dostlarımıza merhaba…

Bizler örgütlü olmayı olmazsa olmaz sayanlardanız. Burada sadece Kent Konseyleri örgütlülüğü var diyemeyiz çünkü hepimiz başka alanlarda da örgütlüyüz. Sendikalarda, çevre derneklerinde, emekli örgütlenmelerinde, veli derneklerinde, sanat kurumlarında veya ilgi alanımızdaki diğer örgütlerde hep varız. Varız ve olmalıyız çünkü biz yurttaşız. Aydın yurttaşlarız. Sorumluluk sahibi insanlarız. Örgütlü olan tüm dostlarımıza merhaba…

İnsan düşünen hayvandır derler ya bizler de düşünenler olarak, sorumluluk sahibi insanlar olarak örgütlü mücadele ile hakların alınacağını bilen bizler yaşadığımız yerlerinde örgütlü olduğumuzda özgür ve yaşanılır olacağını bilmekteyiz. Bu nedenle Kent Konseylerinde örgütlüyüz. Bizleri kent konseylerine bağlayan çıkarımız, beklentimiz, akraba ilişkimiz değildir. Bizi kent konseylerine bağlayan yerel yönetime yakınlığımız da değildir. Bizim Kent Konseylerinde olmamızı sağlayan umudumuzdur, örgütlülük bilincimizdir. Bu vesile ile de bizi Kent Konseylerine bağlayan Kentlilik haklarımızın hayata geçmesi anlayışımızdır.

Ülkemizde Kent Konseylerinin gündeme gelmesinde değişik nedenler olabilir. Bizim Kent Konseylerinde görev almamız tarihi birikimlerimizdir, bu birikimin bizlere yüklediği sosyal sorumluluktur.

Dünyada izlenen politikalar sonucunda kentleşme hızla artmaktadır. Kır ve kentte yaşayanları yaşama alanı olarak saydığımızda farklı sonuç olmakla birlikte büyükşehirlerde köy statüsü kalktığı için resmi rakamlara göre nüfusumuzun yüzde doksan ikisi kentlerde yaşamaktadır. Bizler kentlerimizi ve kentlerimizi etkileyen kırsal alanları yaşam alanı olarak görürken sermayeyi elinde tutanlar buralarını kâr alanı olarak görmektedir. Bu mücadelede birlikte olabiliyor ve kentli haklarımızı savunabiliyor isek Kent Konseylerine anlam yüklemiş oluruz.

Biz kentlerde yaşıyoruz ve kentlerimizin planlı, sağlıklı, şeffaf ve katılımcı anlayış ile yönetilmesini savunmaktayız. Bu nedenle de kentli olmaktan gelen haklarımızı bilmeliyiz. Bu haklar bize bahşedilmedi. Bu haklar insanlık tarihinde yapılan toplumsal mücadeleler ile elde edildi. Önce haklarımızı bilmeli ve zamana göre de yeni hakları kazanma yolunda adım atmalıyız.

Önümüzde yerel seçimler var. Siyasi partilerin vaatlerine baktığımızda bizlerin yıllardır mücadelesini verdiği ve hayata geçmesini istediği talepler sloganlaştırılmış. Buna sevinmekle birlikte dünkü ve bugünkü kent yönetimlerine bakıp yaşanan kötü örnekleri gördükçe inanmak zor geliyor. Bu güzel vaatlerin hayata geçmesi bizlerin yönetime katılması ile olacaktır. Öncelikle kentin sakini değil de sahibi olarak mevzuatımızdaki haklarımızı kullanmak zorundayız. Hak verilmez, alınır sözü her alanda geçerlidir. Mevzuatta olan haktır ama kullanılmadığında bataktır. Biz bataktan çıkıp hakların kullanıldığı kentler istiyoruz.

Bu gün Çorlu toplantımızda farklı bir yöntemle, katılımcı demokrasiye örnek bir çalışma yapacağız. Biliyorsunuz önümüzde yerel seçimler var. Nasıl bir yerel yönetim talep ediyoruz sorusuna yanıt arayacağız bu gün. Bunun içinde sabahki oturumda şu altı konuyu tartışacağız;

1- Yerel yönetim, STÖ ve üniversiteler işbirliğinde doğa ve kültür varlıklarının korunması

2-Kentli Haklarımızın Kullanımı (İmar, Ulaşım, İçme suyu, Yeşil alan, Sağlık, Vd.)

3- Enerji üretimi, enerji kullanımı ve halk sağlığı üzerine etkileri (Kent ve Trakya olarak etkileri)

4- Katılımcı bütçe, şeffaflık (Bütçe hazırlama aşamalarında katılım, hesap verebilirlik, hesap sorabilirlik, stratejik plan evrelerine katılım izleme, vd.)

5- Kentlinin yerel yönetime katılımı (Mevzuat, çalışmalarımız, ilişkilerimiz, vd.) Yerel yönetimlerin yoksulluk ve yoksunlukla mücadelesi (Sosyal belediyecilik, yerel yönetimlerin yapabilecekleri, kooperatifleşme, vd.)

6- Hava, su ve toprak kirliği

Kent Konseylerinin görevlerini, amaçlarını da kapsayan altı konuyu gruplaşarak tartışacağız. Birinci olarak bir rapor çıkaracağız ve bu raporu oturum sonunda Bildiri Komisyonuna vereceğiz. İkincisi öğleden sonra oturumunda raporu sunma üzere bir sözcü görevlendireceğiz.

Öğle sonrasında altı gruptan gelen raporlar grupta görevlendirilen arkadaşımız tarafından genel kurula sunulacak. Raporları tartışıp ve ortaklaşmaya çalışacağız. Oturum sonunda bu tartışmalardan çıkan ortak fikirleri Bildiri Komisyonu kısa bir basın metnine dönüştürüp burada okuyacak. Buradaki işimizi böylece sonlandıracağız.

Ancak işimiz burada biterken yarından sonra yerellerde yeniden başlamalıdır. Buradan çıkan sonuç bildirisini basın yoluyla kamuoyu ile paylaşmalıyız. Ardından raporlarımızın ortaklaşmış halini üst yazı ile yerelde belediye başkan adaylarına, il genel meclisi adaylarına veya siyasi partilere iletmemiz gerekir. Bu buluşma kamuoyu ile paylaşılıp izleneceği vurgusu belirtilmeli ve izlenmelidir.

Adaylar raporlarımızı aldı ve yerel yönetim seçimleri sonuçlandı. Bizler dönem boyunca raporlarımızın takipçisi olacağız diyoruz ama yerel seçim sonrasında Kent Konseyleri önce meclis ve çalışma grupları seçimlerini yapacak. Ardından üç ay içinde genel kurullarını yapacak. Genel kurullarımızda bu metnin beş yıl boyunca izlenmesi görevimiz olduğunu karar altına almalıyız arkadaşlar. Çünkü Kent Konseyleri sivil ve gönüllü olsalar da anlamlı ve fikri takip yapan kurumlar olmak zorundadır.

Bugünkü çalışmamıza anlam verecek bir öneri geldi Kırklarelili arkadaşlardan. Kırklareli’de iyi bir çalışma örneği olarak Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Çalışma Grubu oluşturdular ve başta Istrancalar olmak üzere il genelinde kültür ve doğa varlıklarını tespit edip ilgili kurumlara onaylatmak, korunmasını sağlamak adına çalışmaları var. Gruplarımızda çalışırken bunun da gündeme alınması ve bu konuda görev alacak arkadaşlarımızın Kırklarelili arkadaşlarımızla görüşerek çalışmalar hakkında bilgi alması yararlı olacaktır. Öğleden sonraki oturumun bir bölümünde de ilgili arkadaşımız bir açıklama yaparak Trakya Kültür ve Doğal Varlıklarını Koruma Çalışma Grubunu oluşturabiliriz.

Hepimize kolay gelsin arkadaşlar…

Trakya Kent Konseyleri Birliği

(Başkan Ziya Gökerküçük – Edirne Kent Konseyi Başkanı)

Trakya Kent Konseyleri Birliği 2019 Yılı Birinci Toplantısı Basın Açıklaması

Trakya Kent Konseyleri Birliği, Trakya’nın çevre ve kent sorunlarının çözülmesinde bilimsel ve toplumsal çözümler üretmeye çalışmaktadır. Hava, su, toprak ve orman varlıklarına karşı, talana varan saldırıları önlemek için insanımızın ve doğamızın yanında durmaktayız. Doğadan, kentli haklarından ve doğrudan yanayız.

Çalışma süreçlerinde sürecinin en önemli ilkesi olan katılımcılık esas alınmıştır. Trakya, su, orman ve toprak varlığı ile ülkemizin önemli ve değer taşıyan bir bölümüdür. Dağlarındaki suları, ağaçları, güya sanayi ile gelişim sağlanacağı inancıyla yokedilmektedir. Pirinci, ayçiçeği, üzümü ile tüm tarımsal varlıklar fabrika temelleri ya da atıkları altında kalmaktadır. İstanbul’ u berbat etmeyi beceren konut ve sanayi kanseri, Trakya’ yı da kemirmekte olup, doğal ve sosyal yaşamı yok etmektedir.

Çevre korumacı yargı kararlarının uygulanmaması sonucu çevre kıyımı ve en çok da halkın zarar gördüğü, tarımsal üretim ve hayvancılığın azaldığı, bölgede yaşayanların geçimde acze düşmesi sonucu göçler yaşanmakta köyler ve üretim alanları boşalmakta, boşalan yerlere de çok uluslu sermaye grupları yerleşmektedir. Çevre ve kentlerin kıyımına neden olan neoliberal politikaları engelleyici gayretler artırılmalıdır. Sürdürülebilir kalkınma arkasına saklanmış uluslararası aktörler ile yöneticilerin kardeşliği değil; derelerin, ormanların, doğanın, kentlerin, köylerin kardeşliği için mücadeleye devam sözümüzü yineliyoruz.

İklim değişikliği kuraklık ve sel taşkınları ile bölgemizde acı şekillerde kendini göstermektedir. Gerekli altyapıyı sağlayamayan yerel yönetimlerin kentlerimizi esir alan sel afetlerine gerekli tedbirler alınmalı, yüzey sularının akışa geçmeden toprağa drene olmasının sağlanması için gerekli planlamalar yapılmalıdır. Bölgemizde yakın süreçte yedi büyüklüğünde deprem beklendiği bilim insanlarınca açıklanmaktadır. Yerel ve merkezi yönetimlerin, depreme ve deprem sonrasına hazır olması gerekmektedir.

İmar barışı adıyla çıkarılan kanunla riskli ruhsatsız yapılar yasal düzenlemeyle iskâna açılmış olup uygulamanın yanlışlığı ne yazık ki Kartal’da yaşanan bina göçmesiyle görülmüştür. Kentlilerin sağlıklı güvenli yapılarda iskânı yerel yönetimlerin görev ve sorumluluğudur. Bu sorumluluk imar barışı gibi uygulamalarla vatandaşa yüklenemez. Yanlış ulaşım politikaları sonucu 8 Temmuz 2018 günü Çorlu’da yaşanan tren kazası faciası henüz aydınlatılamamıştır. Bu vesile ile faciada yaşamını yitiren yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz.

Elektrik enerjisi üreten mevcut tesislerle lisans verilen tesislerin üretim kapasitelerinin 2023 yılı için tahmin edilen talepten yaklaşık 83,7 milyar kWh fazla olması, elektrik üretim ve tüketiminde gelecek 10 yılda, yeni lisans verilmese dahi bir darboğazın beklenmediğini göstermektedir. Yapım lisansı verilen elektrik üretim tesislerinin %47’si Trakya Bölgesi illerindedir. 2003 yılından bu yana verilmiş olan ve çoğunun yapımı süren tesis lisansları dikkate alındığında elektrik enerjisi açığının olmadığı ve Trakya Bölgesi’nde yeni enerji üretim tesislerine ihtiyaç olmadığı kesindir.

Trakya tarım alanları Tarımsal Sit Alanı ilan edilmelidir. Trakya yer altı ve yer üstü su varlıkları içme suyu ve tarımsal sulama amaçlı olarak kullanılmalıdır. Trakya bölgesinde sanayi gelişimi sınırlandırılmalı ve tarımsal fonksiyon doğa korumacı şekilde geliştirilmelidir. Trakya bölgesi planlamasında kamu yararına aykırı, doğal varlıklarımıza zarar veren tüm proje ve plan değişikliklerinden vazgeçilmelidir. Bölgemize dair tüm yatırım ve projeler için karar aşamasında Sağlık Etki Değerlendirmesi (SED) yapılması ve Çevresel Etki Değerlendirmesinin (ÇED) yapılması zorunluluktur. Trakyalılara rağmen yapılan plan değişiklikleri anti-demokratik ve halkın katılımından tamamen uzaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 16.02.2019

SONUÇ RAPORU

Yurttaşların kentlere yığılmasını teşvik eden politikalar sonucunda kentlerde kaçak yapılaşma ve yanlış arazi kullanımı denetimsiz bir şekilde artmaktadır. Ülkemizde planlama ve özellikle kent planlaması, mimarlık ve mühendislik hizmetleri dışlanarak yapılmaktadır. Kent planlamaları uzmanlardan ve örgütlerden, kentlilerden kaçırılmakta ve denetimden de uzak tutulmaktadır.

Bu plansız ve öngörüsüz yapılaşma ülkenin kıyı, su, orman, sit alanı, mera gibi önemli ve değerli tüm alanlarına da yayılmaktadır. Bu kap-kaç yapılaşma imar affı ile yasal zemine oturtulmak istenmektedir. Bunun sonucu; seller, toprak kaymaları, otoyolların çökmesi, hafriyat sırasında çöken binalar gibi olağan dışı olaylar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kentlinin kamusal olarak yararlanması gereken; başta ulaşım, su, elektrik, doğalgaz olmak üzere temel kentsel altyapı hizmetleri, eğitim, kültür, sağlık, çevre vb. alanlarda sağlanan sosyal hizmetler özelleştirilerek kentlinin erişimi engellenmektedir.

Sosyal devlet olmaktan çıkan devlet örgütlenmesi vatandaşlarını yurttaşlıktan kulluğa yönlendirmektedir. Böylece kentlilerde olduğu gibi özellikle kentlerde yaşayan engelli, çocuk, hasta, yaşlı yurttaşların kentsel hizmetlere erişimi giderek daha da zorlaştırılmaktadır. Kamusal hizmetlerde yurttaş, kentli yerine müşteri muamelesi öne çıkarılmaktadır. Kentsel dönüşümler de aynı zihniyette olduğundan süreç, gelir eşitsizliğini, sosyal kutuplaşmayı, mekânsal ayrışmayı, kentsel gerilimi arttırmaktan başka bir işe yaramamakta, sosyal yarılma, ayrışma ve kültürel yozlaşma giderek derinleşmektedir.

Sağlıklı kentleşme, kentsel hizmetlerin kamusal hizmet kapsamında ele alındığı; barınma, çevre, eğitim, sağlık, kültür hizmetlerinin insan hakkı olarak görüldüğü; kamu yararı öncelikli bütüncül planlama, çevre, enerji, sanayi ve tarım politikalarının benimsendiği ve yerli mühendislik, yerli kaynak kullanımıyla; bağımsızlık, planlama, sanayileşme ve kalkınma ile olanaklıdır.

Yerel seçimlere, ülkemiz, kentlerimiz, doğal alanlarımız kısacası yaşam alanlarımız, geleceğimiz üzerine koyulan ipotekle, imar affı gölgesinde; yerel idarenin hiçe sayıldığı, anayasal düzenin tek bir iradeye teslim edildiği bir ortamda giriliyor.

Trakya Kent Konseyleri Birliği olarak kentlerimizin doğası ve kırsalı ile birlikte yaşanılır olmasında, kentli haklarının kullanılmasında gerekenlerin yapılmasının sağlanması amacıyla mücadele etmekteyiz. Bu nedenle yaptığımız toplantıda altı ana başlık altında incelediğimiz konular hakkında yapılması gerekenleri ve yapmamız gerekenleri tespit edip öneriler sunmaktayız.

Bu tespit ve önerileri yerellerimizde dönem boyunca (2019-2024) izleyeceğiz. Akıl ve bilimin, kentlilerin ve örgütlerinin talepleri doğrultusunda adım atacak tüm yerel yönetimlere destek vermek, birlikte çalışmalar yapmak ve demokratik ortamın sağlanmasına katkı sunmak hepimizin görevidir.

MASA 1

Yerel yönetim, STÖ ve üniversiteler işbirliğinde doğa ve kültür varlıklarının korunması

Bölgemizde yaşanan ve yaşanması olası tehlikeler karşısında Yerel Yönetimler, Sivil Toplum Örgütleri ve Üniversiteler doğamızı, kültür varlıklarımızı korumak ve kollamakla yükümlüdür. Bu hepimize düşen bir yurttaşlık görevidir.

Bu nedenle aşağıda belirtilen konularda, Yerel Yönetimlerimiz, Sivil Toplum Örgütlerimiz ve Üniversitelerimiz koruyucu ve geliştirici kararlar almalıdır.

– Saroz FSRU doğalgaz nakil ve depolama ile Kara boru hattı projesinin iptal edilmesi gereklidir.

– Bölgemizde RES – Kavacık OSB – Taş ocakları – Türk Akımı – Termik Santral – Derin Deşarj – İstanbul çöpünün Silivri’ye nakli gibi insanımıza ve doğaya zarar verecek yatırımlara karşı yerel yönetimler doğa ve insanımızdan yana kararlar almalıdır.

– İstanbul’un kirli sanayisinin Trakya’ya taşınması planlarından vazgeçilmelidir.

– Bölgemiz flora, fauna, habitat, özel ürün alanı, I., II., III., tarım arazileri, sulu tarım alanları, doğal sitler ve arkeolojik alanların envanteri çıkarılarak koruma altına alınması için tespit edip tescile önerilmesi gereklidir.

– Çevre Şehircilik Bakanlığı duyurularının anlık takip edilmesi dosyaları takip edip okumak biz duyarlı kişi ve kurumlarımızın görevi olmalıdır.

– Bakanlığa sunulan zararlı girişimleri içeren ÇED’lerin izlenmesi ve yayımlanması sonrasında usulüne uygun itirazların yapılabilmesi için kurumların koordinasyonunda uzman ekip hazırlanmalıdır. Bu uzman ekipte; tarım, orman, flora, fauna, jeoloji, çevre, arkeoloji gibi mesleki dallardan uzmanlar bulunmalıdır.

– Dava dosyaları doğru hazırlanmalı, bilimsel raporlar, kazanılmış benzer davaların hukuksal verileri eklenmelidir.

– ÇED raporlarında mutlaka yazan ‘gerekli önlemler alınacaktır’ cümlesinin yaptırımı olmadığı bilinerek bu gibi cümlelerin yaptırımının olması sağlanmalıdır.

– ÇED raporları aynı zamanda tesisler faaliyete geçtikten sonra izleme amaçlı olarak elde bulundurulmalı ve rapora sadık kalınması sağlanmalıdır. Rapor dışında oluşan her durum ÇŞB İl Müdürlüğü’ne, CİMER’e bildirilmeli ve yine de önlemler alınmıyorsa ÇED iptal davası açılmalıdır.

– Yereldeki yaşam savunucusu kişi ve kurumlar arasında sürekli bir bilgi paylaşımı olmalıdır.

– Bölgemizi ortak koruma ve geliştirme amacı ile tüm kurumlarımızı kapsayan kişilerden oluşan ‘Doğa ve Kültür Varlıklarını Koruma Çalışma Grupları’ acilen oluşturulmalıdır.

– Bölgemizdeki her yerelin doğa, kültür ve demografik yapısı gibi özellikleri bağımsız kişiler tarafından bilimsel raporlar olarak hazırlanmalıdır.

                                                                                                    

MASA 2

Kentli haklarımızın kullanımı

(İmar, ulaşım, içme suyu, yeşil alan, sağlık, vd.)

Kentlerde kentlinin katılımı önemlidir. Örgütlü kesimler bunu başarma mücadelesi verirken yerel yönetimler engelleme, muhatap almama yerine kentlinin haklarını kullanma yolunda yardımcı olmalıdırlar.

Kentsel hak – kentli hakları; kentin geleceğine yönelik tasarrufların ve bu konularla ilgili kontrolü, sermaye ve devletten kent sakinlerine kaydırılması,kentsel mekan üretiminin temelini oluşturan ilişkilerin yenden düzenlenmesi ve bu haklara erişimle birlikte dilediği gibi değiştire bilme hakkıdır.

Temel kent hakları; Avrupa Kentsel Şartı’nın kabul ettiği 14 maddenin hayata geçmesi zaruri hale gelmiştir.

1-Ulaşım ve dolaşım; İnsan odaklı bir ulaşım, kent içinde ve dışında engelliler dâhil bütün kent sakinlerinin konforlu, nitelikli, ekonomik olarak ulaşımının ve dolaşımının sağlanması.

2-Kentlerde çevre ve doğa; havası, suyu, doğası kirletilmemiş doğal bir çevrede yaşama hakkı.

3-Kentlerin fizik yapıları; kent planlanmasında ve kararlarında kent sakinlerinin aktif katılımının sağlanması.

4-Tarihi kentsel yapı mimarisi; Kentin geçmişini geleceğe bağlayan tarihi ve doğal yapıların çevresiyle birlikte korunması. Yenilerinde eklenilebilme olanağını sağlanması.

5-Konut hakkı; kentte yaşayanların uygun ödeme koşullarında sağlıklı, özel yaşamı koruyan, dinlendirici ve güvenli konutta yaşama hakkı.

6-Kent güvenliğinin sağlanması; suç ve şiddetten arındırılmış kent sakinlerinin günün her saatinde kendini güvende hissedebileceği bir kentte yaşama hakkı.

8-Engelsiz kent hakkı; kentlerdeki özürlü ve sosyoekonomik bakımdan engelli kentlilere uygun kentte yaşama hakkı

9-Spor ve boş zamanları değerlendirme; Spor ve boş zamanları değerlendirme; yerleşimlerde çoğulcu bir kentli kültürünü geliştirebilme ve yaratabilme hak ve fırsatlarının, sağlanması kültürel farklılıklar nedeniyle iş ve sosyal yaşamda kimsenin dışlamadığı ikinci konuma itilmediği, çok kültürün birleştiği ve barındığı bir kent.

10-Yerleşimlerde kültürünü yaşama; çoğulcu bir kentli kültürünü edinilebilme hak ve fırsatları sağlanması kültürel farklılıklar nedeniyle iş ve sosyal yaşamda kimsenin dışlamadığı ikinci konuma itilmediği, çok kültürün birleştiği ve barındığı bir kent.

11-Kültürler arası dayanışma; kentlinin bir arada yaşamasını ve kültürünü yayma, yaşama hakkı vardır.

12-Sağlıklı kentler; koruyucu ve sağlık hizmetlerine kolayca ulaşılabilen sağlıklı içme suyu, kanalizasyon hizmetlerine sahip, yeşil alanlara sahip bir kentte yaşama hakkı.

13-Katılımcılık; kentin geleceğine yönelik alınacak bütün karar ve denetim süreçlerine aktif katılımın sağlanması.

14-Ekonomik kalkınma; kent ölçeğinde yaratılan ekonomik gelir ve değerlerden kentte yaşayanların eşit biçimde yararlanması.

15-Eşitlik; bütün bireylere cinsiyet, yaş, köken, inanç, sosyal ekonomik ve politik ayrım yapılmaksızın fiziksel ve zihinsel özeliklerine bakılmadan eşit olarak kent yönetimlerine katılımının sağlanması. Bürokrasiden arındırılmış bilgilendirmenin sağlanması.

Kentsel hak, kentle ilgili gelecek kararlarına yaşayanlar olarak katılımcı olmaktır.

5393 Sayılı Belediye Kanunu Madde 9, Madde 13, (hemşehri hukuku) Madde 14, Madde 15, Madde 20,21,23, Belediye Meclis Üyeleri meclis toplantılarını Madde 24, Madde 41. Bu yasal mevzuatta kentlilerin kent yönetimine katılma hakları vardır. Kentlilerimiz bu maddelere dayanarak kent yönetimlerine katılma haklarını kullanmalı ve yerel yönetimleri zorlamalıdır. Yerel Yönetimler de kentlinin haklarını kullanmasında ön açıcı olmalıdır.

                                                                                               

MASA 3

Enerji üretimi, enerji kullanımı ve halk sağlığı üzerine etkileri (Kent ve Trakya olarak etkileri)

ENERJİ ÜRETİMİ:

Kömür: Marmaraereğlisi ve Malkara ilçelerindeki kömürlü termik santraller konusunda yüksek yargıda Trakya 1/100 000’lik planlarda yapılan değişiklikle ilgili iptal kararı alınmıştır. Bu karar sonrasında iptal kararının hükümlerinin diğer kömürlü termik santral projeleri için de uygulanması sağlanmalı.

Doğalgaz: Trakya’da kurulmakta olan çok sayıda termik santral projesinde doğalgaz kullanımı düşünülmektedir. Kentsel alanlarda 2.000.000’a yakın insanın, tarımsal alanlarda bazı ürünlerde Türkiye kapasitesinin %40’larına yakın üretimin, doğal yaşamın ve doğal kaynakların olumsuz etkileri araştırılmalı.

Rüzgâr Santralleri: Yıldız Dağları tüm Palaearktik bölgenin ana kuş darboğazlarından birinin üstünde yer alır. Bu nedenle, bölgede rüzgâr santralleri inşa edilmesi tüm biyocağrafya bölgesindeki avifaunayı çok ciddi olarak etkileyecek olumsuz sonuçlar doğurabilir. Yıldız Dağları’nın kuş göç yolları açısından stratejik konumu göz önüne alınarak bölgede rüzgâr santrali kurulumundan kaçınılmalıdır.

Atıkların yakarak (Enerji üretimi amaçlı) bertarafı – atık çamurlarının, tehlikeli atıkların yakarak bertarafı izlenmeli. Yakarak enerji üretiminin yenilenebilir olmadığı, yenilenebilir denilerek proje yapılmasının önüne geçmek için kontrolleri sağlanmalı.

Hem yeni kömürlü enerji tesislerinin, hem de mevcut enerji tesislerinin kömüre dönüştürülmesinin engellenmesi sağlanmalı. Yerel yönetimlerin bu tür projelerin yapımına müdahil olması sağlanmalı.

ENERJİ KULLANIMI:

İmar izinlerinin verilmesi aşamasında güneş enerjisi kullanımının kademeli olarak devreye sokulması. Benzer çalışmaları yapan ülke ve belediyeler incelenerek model oluşturulmasını sağlanması.

Yaşam hakkına zarar verdiği bilinen nükleer enerjinin ısrarla ülkemizde de kullanılmaya çalışılmasına karşı kent konseylerinin ve yerel yönetimlerin birlikte irade oluşturmasının sağlanması.

Yaz saati uygulaması ile sağlanan enerji tasarrufunun uygulamaya tekrar geçirilmesi konusunda kent konseylerinin ve yerel yönetimlerin birlikte irade oluşturmasının sağlanması.

Yerel yönetimlerin toplu taşıma sistemlerini kent içi yakıt tüketimini azaltacak çözümler yönünde geliştirmesinin sağlanması. Kar – zarar gözetilmeden, ulaşımın kamu hizmetinin bir yükümlülüğü olarak görülmesi gerekliliği ortaya konulmalıdır.

Yerel yönetimlerin, sivil toplumun ve kişilerin enerjilerinin bireysellikten çok kütlesel enerjiye dönüştürülmesi için kurum içi, topluluklar arası ve kişisel işbirliklerinin oluşturulması.

ÖNERİLER:

  • 2000 m2 ve üzeri yapılarda, iskan ve ruhsat sonrasında merkezi ısıtma sistemlerini müstakil ısıtma sistemlerine geçmesini engellenmesi sağlanmalı.

  • Yeni yapılarda ısı yalıtımı projelerinin bire bir uygulanmasında. Yerel yönetimlerin daha hassas takibinin sağlanması.

  • Yerel yönetimlerin kent içi enerji ihtiyacının karşılanmasında güneş kolektörlerinden faydalanmasının teşvik edilmesi sağlanmalı.

  • Güneş enerjisinin üretiminde halkın üretime katılmasında yerel yönetimlerin desteklenmesi sağlanmalı.

  • İllerde oluşturulan Mahalli Çevre Koruma Kurulları’nın kömür tüketimi ile ilgili kararlarında halk sağlığını etkileyecek düzeyde kömür kullanımına izin vermemesi ve kömürden kaynaklanan kirlilik değerlerinin güncel takibinin yapılması.

  • Yerel yönetimlerin, sivil toplumun ve kişilerin enerjilerini bireysellikten çok kütlesel enerjiye dönüştürmesi için işbirlikleri oluşturması sağlanmalı. Aynı işi birbirinden habersiz, tekrar tekrar yapanların önüne geçilmesi için etkili iletişim ağı kurulması öncelikli hedefler arasına alınmalıdır.

  • MASA 4

    Katılımcı bütçe, şeffaflık (Bütçe hazırlama aşamalarında katılım, hesap verebilirlik, hesap sorabilirlik, stratejik plan evrelerine katılım izleme, vd.)

  • Katılımcı bütçe, mahalle meclisi temsilcileri, sivil toplum örgütlerinin, (kadınlar, çocuklar, dernekler, sendikalar, odalar) bütün örgütlü yapıların temsilcilerinden oluşan Meclisler ile yapılacak bütçedir.

  • Toplumsal Cinsiyet eşitliğine Duyarlı Bütçe hazırlanması. (TCDB)

  • Yaşlılar, çocuklar, kadınlar, engelliler, gençler, göçmenler, yoksulların ihtiyaç önceliklerine dikkat edilerek kaynak dağılımı yapılması.

  • Analiz ve İzleme Süreçlerinin şeffaf bir şekilde Belediye Başkanlıkları tarafından sağlanması.

    • Aylık belediye gelir ve giderlerinin anlaşılabilir ve ulaşılabilir bir şekilde paylaşılması.
    • Yıllık hazırlanan bütçe, faaliyet raporu, performans raporlarının katılımcı bütçe uygulaması dâhilinde tüm kurum ve örgütlerle (Kent Meclisi Bileşenleri) paylaşılması.

  • Stratejik plan hazırlanırken, katılımcı bütçe süreçlerinin işletilmesi.

  • Belediye Meclis gündemlerinin tüm ekleri ile meclis toplantısından makul bir süre önce kentli ile paylaşılması.

  •                                                                              
  • MASA 5

    Kentlinin yerel yönetime katılımı (Mevzuat, çalışmalarımız, ilişkilerimiz, vd.) Yerel yönetimlerin yoksulluk ve yoksunlukla mücadelesi (Sosyal belediyecilik, yerel yönetimlerin yapabilecekleri, kooperatifleşme, vd.)

  • Katılım, toplumu dönüştürmeyi amaçlayan bir program üzerinden kamucu, katılımcı ve demokratik planlama gibi uygulamalarla halkın kendi tercihlerini belirlediği bir yöntemdir.

    Yerel yönetimler tarafından;

    Sokak, site, mahalle ve ilçe meclislerinin oluşturularak ilçe meclisleri oluşturularak kent yönetimine katılımı sağlanmalıdır.

    Kendi yaşam alanlarına yönelik tüm karar ve uygulamalarda halkın doğrudan katılımı öne çıkarılmalıdır.

    Katılım en alt birimden en üst birime kadar sağlanmalıdır.

    Belediye başkanı ve meclisi, halk meclislerinde gelen kararların bağlayıcılığını kabul ederek, gelen kararları benimserler / benimsemelidirler.

    Toplumcu belediye – yoksulluk, yoksunluk

    • Dayanışma kooperatifleri yoluyla halkın yerel ihtiyaçlarının yerelde üretilmesi ve tüketiminin sağlanması.

    • Tüketimin özendirilmesine son verilerek, üretim ve paylaşıma yönelik kültür oluşturulması için çalışmalar yapılması.

    • Kadın, genç ve dezavantajlı gruplara yönelik meslek edindirme kursları açılması.

    • Çocuk, engelli ve yaşlılara yönelik bakım merkezleri kurularak, bu kişilere bakmak zorunda olan kadınların üretime kazandırılmasının önü açılmalıdır.

    • Ücretsiz kadın danışma ve sağlık merkezleri açılmalıdır.

    • Gençlerin bedel ödemeksizin, nitelikli ve verimli vakit geçirebileceği etüt, kültür ve sanat evleri / merkezleri oluşturulmalıdır.

    • MASA 6

      Hava, su ve toprak kirliği

    • Ülkemizin çok değerli havzalarından birisi olan Ergene Havzası su, toprak ve hava kirliliği, yeraltı su seviyesinin düşmesi ve çok nitelikli tarım topraklarının amacı dışında kullanılması gibi çok büyük çevre sorunlarıyla karşı karşıyadır.

      Organize Sanayi Bölgeleri, Serbest bölgeler ve enerji üretim alanları ile Trakya sanayi havzasına dönüştürülmektedir. Trakya bölgesinin ana fonksiyonu tarımsal faaliyetlerdir. İktidarların yaptığı hiçbir plan Ergene Nehri kirliliği başta olmak üzere su, toprak ve hava kirliliğine çözüm getirmemiştir.

      Trakyalılara rağmen yapılan plan değişikliklerine dair açılan davalarda verilen Danıştay kararlarındaki hiçbir hüküm Bakanlıkça uygulanmadığı gibi esas amacın Trakya’nın doğasının, tarım topraklarının, ormanlarının, su üretim ve rezerv alanlarının enerji şirketlerinin sermaye hareketlerine, yatırımlarına açılmasının olduğu ortaya çıkmaktadır. Trakya’nın sosyal, kültürel, tarımsal ve demografik yapısı korunmamakta ve plan değişiklikleriyle zarar verilmektedir. Bölgemizde yapılan Plan değişiklikleri var olan çevresel sorunların çözümünü sağlamaktan öte yeni çevresel sorunlara zemin hazırlamaktadır.

      1/100.000 ölçekli Ergene Havzası Trakya Alt Bölgesi Revizyon Çevre Düzeni Planının amacı bölgede tarımsal faaliyetlerin geliştirilmesidir. Tarım, su ve orman kaynaklarının korunmasının ortak bir vizyon olduğu Planda bölgenin bir enerji üretim bölgesi/alanı haline getirilmesi yönünde bir ifade yer almamakta, tersine çevre kirliliğine yol açma potansiyeli bulunan sanayilerin bölgede yer alamayacağına dair hükümler yer almaktadır.

      1/100.000 üst ölçekli çevre düzeni planının ve 1/25.000 ölçekli Trakya İlleri Çevre Düzeni Planlarının vizyon ve ilkeleri yürürlükte iken ve varlığını sürdürürken sanayi gelişiminin sınırlandırılması bir ana ilke olarak dururken, planların vizyon ve ilkelerine zıt ve aykırı biçimde tarım toprakları aleyhine ve yeraltı su rezervlerine zarar verebilecek şekilde kömür çıkarılmasını öngören ve çevre kirliliğine yol açma potansiyeli bulunan sanayi/enerji yatırımları su, toprak ve hava gibi doğal varlıklarımızı yok edeceklerdir.

      Marmara Bölgesi ve Ergene Havzası’nda yeraltı su rezervlerinin tükenme sürecine girmesi başta gelen çevre sorunlarındandır. Bu nedenle yeraltı suları, özellikle Trakya Bölgesi’nde en büyük özenle korunması gereken doğal varlıklar listesinin başında yer almaktadır. Yeraltı suları, on yıllara, hatta yüzyıllara yayılan süreçte oluşmakta, yenilenmeleri de oluşmaları gibi benzer uzunlukta süreleri gerektirmektedir.

      Her tür Termik Santraller büyük miktarda soğutma ve diğer kullanım suyuna gereksinim duydukları için, yeraltı su rezervleri üzerinde olumsuz etkileri olacaktır. Ergene Havzasının yeraltı su seviyesinde 150 metreye varan azalmalar nedeniyle yeraltı suyu kullanacak yeni sanayilerin kurulmasına ve termik santrallere asla izin verilmemesi gerekmektedir. Yeraltı su varlıklarındaki hızlı azalış ve yer üstü su varlıklarının kirlenmesi Ergene Havzası’nın başta gelen çevre sorunu haline gelmiştir.

      Trakya Bölgesi’nde kömür, kum, taş ve madencilik faaliyetleri tarım alanları ve akiferler üzerinde ağır ve yıkıcı tahribatlar yapmaktadır.

      Trakya’da doğal varlıklarımızı yatırımlara açan üst ölçekli planlarımızın değiştirilmesine yönelik siyasi iktidar hamleleri kamusal bir gerekçe olmaktan çok belirli yatırım gruplarının anlık çıkarlarının bir ifadesidir.

      Anayasa’nın 44. maddesinin birinci fıkrasına göre devlet, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak ve geliştirmek, 169. maddesinin birinci fıkrasına göre ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. 45. maddesinin birinci fıkrasına göre ise tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek devletin görev ve sorumluluğu altındadır.

      Anayasamızın 56. maddesinin ilk fıkrasında “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir” hükmü ve aynı maddenin ikinci fıkrasında” Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.” hükmü yer almaktadır. Bu madde bütünüyle incelendiğinde; “sağlıklı ve dengeli çevre” kavramına, doğal güzelliklerin korunduğu, kentleşme ve sanayileşmenin getirdiği hava ve su kirlenmesinin önlendiği bir çevre kadar, belli bir plan ve programa göre düzenlenmiş çevrenin de gireceği kuşkusuzdur (AYMK. 11.12.1986 tarihli ve E.1985/11, K.1986/29).

      Anayasa’nın 56. maddesinin gerekçesinde de, vatandaşın korunmuş çevre şartlarında, beden ve ruh sağlığı içinde yaşamını sürdürmesini sağlamasının Devletin ödevi olduğu, Devletin hem kirlenmenin önlenmesi hem de tabii çevrenin korunması ve geliştirilmesi için gerekli gereken tedbirleri alması gerektiği belirtilmiştir.

      Meriç nehri, Çakmak Barajı, Büyükmandıra Barajı, Süloğlu Barajı ve Tunca nehri Organize Sanayi Bölgelerine su temini projesi kapsamındadır. Bu proje Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi’ne aykırıdır. Direktif karar vericilerin su tahsisinde dikkate alınması gereken bir öncelik sırası geliştirmiştir. Bu çerçevede öncelikle içme ve kullanma suyu, tarım sıralanmış olup tarımsal sulamanın önceliği bulunmaktadır. Bu barajlar Trakya çiftçisine, tarıma ve hayvancılığa tahsis edilmiştir.

      Devlete, toplumun huzur ve mutluluğunun sağlanmasında ve bireylerin maddi ve manevi varlıklarının geliştirilmesinde önemi yadsınamaz olan çevrenin korunması ve geliştirilmesi konularında ödevler yüklendiği açıktır. Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı ekonomik ve mali gerekçelerle vazgeçilecek haklardan değildir. Yaşamak için üretebilmek için de yaşam kaynaklarının sürekliliğinin sağlanması gerekir. Üretimin girdisi olan kaynaklar ortadan kaldırılırsa üretim faaliyeti de gerçekleştirilemez. Sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı, getirilecek kuralın, ekonomik, bürokratik ve fiili yükümlülüklere yol açacağı ve üretim faaliyetlerinin etkileneceği gerekçeleriyle vazgeçilecek haklardan değildir.

      Bölgemize dair tüm yatırım ve projeler için karar aşamasında Sağlık Etki Değerlendirmesi yapılması ve uluslararası standartlara uygun şekilde Çevresel Etki Değerlendirmesinin yapılması zorunluluktur.

      Yaşam hakkı tartışmasız en önemli haktır. Anayasa’nın, uluslararası bildirgelerin ve anlaşmaların güvencesi altındadır.

      Türkiye nüfusunun yaklaşık %20 sinin üzerinde yaşadığı %3’lük coğrafik alana sahip Trakya bölgesinde ekolojik ve kentsel sorunlar giderek artmaktadır. Bu sorunların giderilmesi için;

      1. Kirliliği kaynağında önleyici tedbirler geliştirilmelidir. Çevre kirliliğine yol açma potansiyeli bulunan sanayiler ve tesislere izin ve ruhsat verilmemelidir.

      2. Hazine arazilerinin geleceğinin belirlenme inisiyatifinin TOKİ’ye bırakılmaktan vazgeçilmelidir.

      3. Bir arazinin orman vasfında olup olmadığı sadece üzerindeki ağaçlara bakılarak karar verilemez. Orman toprağı yeraltı sularının beslenmesi açısından çok önemli bir yere sahiptir. Bu nedenlerle orman arazilerinin şahıs ve kurumlara devri yapılamaz.

      4. Kömür, kum, taş ve maden ocaklarının tarım alanları ve akifer üzerindeki olumsuz ve yıkıcı etkilerinin önüne geçilmesi gerekmektedir. Bunun için planlama aşamasında Sağlık Etki Değerlendirilmesi raporlarının ve uygulama aşamasında da Çevresel Etki Değerlendirme raporlarının uluslararası standartlara uygun şekilde uygulanması sağlanmalıdır.

      5. Tarımsal niteliği korunacak alanlar, orman alanları, yeraltı suyu besleme alanları, yeraltı suyu işletme alanları her türlü madencilik faaliyetine kapalı tutulmalıdır. Trakya’nın üstü altından değerlidir.

      6. Çiftçinin yoğun girdi ile oluşturduğu toprak ve su kirliliğinin önlenmesi açısından çiftçilerin eğitilmesi ve bilinçlendirilmesi sağlanmalıdır.

      7. Trakya tarım alanları Tarımsal Sit Alanı ilan edilmelidir.

      8. Evsel ve endüstriyel arıtma çamurlarının bilimsel, teknolojik ve uluslararası standartlara uygun yöntemlerle bertarafı sağlanmalıdır.

      9. Trakya yer altı ve yer üstü su varlıkları içme suyu, tarımsal sulama ve hayvancılık amaçlı kullanılmalıdır.

      10. Trakya bölgesinde sanayi gelişimi sınırlandırılmalı ve tarımsal fonksiyon doğa korumacı şekilde geliştirilmelidir.

      11. Trakya bölgesi planlamasında kamu yararına aykırı, doğal varlıklarımıza zarar veren tüm proje ve plan değişikliklerinden vazgeçilmelidir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.




Sayfa başına git